Sıcak bir yaz akşamı, Romanya’nın Tuna kıyısındaki küçük köyün sessizliği, Adi için huzurun ve geçmişin sükunetinin bir yansıması olarak görünüyordu. 17 yaşındaki Adi, şehir karmaşasından uzaklaşmak ve ruhunu yeniden keşfetmek amacıyla çocukluğunun geçtiği bu köye dönmeye karar vermiştir. Ailesiyle keyifli anılar biriktirmeyi, eski dostlarıyla hasret gidermeyi ve sakin bir yaz geçirmeyi planlamaktadır. Adi’nin gözünde, bu yolculuk sadece bir kaçış değil, aynı zamanda içsel bir yenilenme fırsatıdır. Ancak, kaderin acımasız bir oyunu devreye girer. Bir akşamüstü köyün huzurlu patikalarında yürüyüş yaparken, Adi, cinsel kimliği yüzünden acımasız bir saldırıya maruz kalır. Bu olay, Adi’yi yalnızca bedenen değil, ruhen de derin yaralarla sınar. Ailesinin tutumu, olayın hemen ardından kökten değişir ve Adi, asla eskisi gibi olamayacağını acı bir gerçek olarak kabul etmek zorunda kalır. Köyün sakin atmosferi, karanlık ve gerilim dolu bir gölgenin köyü sarmasıyla tamamen değişir. Korku ve şüphe, köy sakinlerinin hayatını tehdit eden bir kabusa dönüşmüştür.